80 yıllık bir tecrübenin birikimi olan Namlı, 3.kuşak temsilcisi Engin Mepa tarafından 2007 yılında Namlı Gurme Karaköy ile sektörde yeni bir konsept ve dizayn ile yerini aldı. İstanbul’un tarihi yarımadası Karaköyde şarküteri, cafe&restaurant konseptini yaratan gurme mekandır. İster açık alanda hatta tarihi kaldırımların üzerinde ister kapalı alanda gurme ürünler eşliğinde yemeğinizi yerken, kahvaltınızı yaparken oturduğunuz herhangi bir masadan deniz manzarasını izleyebilir, Karaköy’ün havasını içinize çekebilir ve ardından alışveriş keyfi yaşayabilirsiniz. Kahvaltı ve kahvaltılığın adresi olarak bilinen mekan, 2009-2010-2011 yıllarında En İyi Kahvaltı Mekanı seçilmiş olup 2009 ve 2010 yıllarında Razaman aylarında da iftar alışverişinde 1. Sırada yerini alıp sofralarınızda keyifli ve lezzet dolu anlar yaşamanızı sağlıyor...
Şarküteri bölümünde ithal ve yöresel peynirler, özel bal ve reçeller, renk renk ve 30 çeşit zeytinleri ile Namlı’ nın et ürünlerinin yanı sıra 1000e yakın gurme kelimesine yakışır alışveriş ürünleri ile organik ürünler de bulmak mümkün. Soğuk yemek bölümünde yaklaşık 70 çeşit zeytinyağlı günlük olarak sunulmakta. Türk mutfağı’nın vazgeçilmezi zeytinyağlıların dışında ahtapot, lakerda, karides ve somon gibi fümelenmiş balık çeşitleri ile 15 çeşit sıcak ev yemekleri de bulabilirsiniz. Zengin bir kahvaltı tabağının yanında kavurmalı-sucuklu-pastırmalı yumurtalar ve melemen çeşitleri ile ızgara sucuk çeşitleri de tercih edilebilir. Sohbetlerinizi daha da tatlı hale getirmeniz için ise pasta çeşitleri ve yabancı kahve çeşitleri de mevcuttur. 2010 yılında franchising ile büyüme kararı almış ve ilk şubesini Ataköy Aplus AVM alışveriş merkezinde açmış olup 2011 yılında da Caddebostanda müşterileri ile 2. Mağazasıyla buluşmuştur. İlerleyen yıllarda da İstanbul içerisinde toplam 5-6 mağazaya ulaşmayı hedeflemektedir. Güler yüzlü çalışanları, farklı konsepti ve damağınızda iz bırakacak tatları ile Namlı Gurme ailesi herkesi bu keyfi yaşamaya bekliyor...




Anadolu mutfağının en doğru ve lezzetli adresi GALATA KİVA
“Yaşadığımız coğrafya binlerce yıllık insanlık tarihi boyunca sayısız yerleşime sahne olmuş bereketli topraklara sahip. İnsanoğlunun yeryüzünde kurduğu uygarlıkların en eski izlerini bu topraklarda sürebiliyoruz. Günümüzde 12 bin yıl öncesinde başlayan tanımsal faaliyetler ve ondan çok daha önce, insan ekonomisinin temel dayanağı olan avcılık ve toplayıcılık bugün Anadolu yeme içme kültürünü oluşturan temel etkinlikler olarak halen süregeliyor. Bunlara bir de bu verimli coğrafyada yaşama şansı bulmuş birbirinden farklı kültürlerin sahip olduğu farklı pişirme tekniklerini, baharatı ve malzeme kullanmadaki maharetlerini eklediğimizde ortaya heyecan verici bir zenginlik, tadına doyulmayan lezzetler ve akla, hayale sığmayacak birleşimler çıkıyor. Kiva’nın ortaya çıkış amacı, Anadolu’dan gelip büyük kentlere yayılan bu kültür mozağini, etnik özellikleri de içine katarak yansıtabilmek. Sadece yemeklerle değil, mekanın özgün tasarımıyla da yüzde yüz Anadolu, yüzde yüz kendimiz olanı aradığımızı söylemeliyiz. Kiva’nın mutfağında pişenler eğer çocukluğumuza, gençlik anılarımıza, sevdiklerimize doğru bir yolculuğa çıkarıyorsa hepimizi, doğru yoldayız demektir. “
Yukarıdaki paragraf Galata Kiva’nın yola çıkış öyküsünü kısaca özetliyor. İstanbul’un tarihi dokusunu en iyi simgeleyen tarihi yapılardan biri olan Galata Kulesi’nin hemen yanı başında bulunan Galata Kiva Anadolu’nun sır lezzetlerini bizlerle buluşturuyor.
Mutluluk lezzette saklı
Sıcak bir ortamda, güler yüzle ve yediğiniz yemeklerle mutlu hissetmek istiyorsanız Kiva’yı muhakkak görmenizi tavsiye ederiz. Galata meydanının mistik ve tarihi dokusu ile bütünleşen Kivahan’a girdiğinizde güler yüzlü ekip karşılıyor sizi. İsmini daha önce belki hiç duymadığınız çeşit çeşit lezzetler de mevsimine göre hazırlanıyor. Asurye Bulgur Çorbası, Yarma Toygası, Ovmaç Çorbası, Mercimek Hellesi gibi isimler menüdeki çorba başlığının altında yer alıyor. Keledoş, Bakla Sarması, Tıklıye, Pirpirim Borani, Pehli, Patlıcan Dizmeç, Ayvalı Galye, Etli Yaprak Sarma, Kestane Aşı gibi lezzetler ise etli tencere yemeklerinden size sayabileceğimiz birkaç isim. Tepsi de pişen yemekler arasında ise Sıhıl Mahşi, Çullama, Tıklama, Beli Kırık gibi farklı yörelere ait denenmesi gereken tatlar yer alıyor.
Eğer vejetaryenseniz sizin için de alternatif çok… Erikli Yavan Sarma, Fellah Köftesi, Mendi Kavurma, Pazı Borani, Semizotu Aşı, Sirken Kavurması, Kırmızı Bacak Otu’nu bir kere deneyenler bu lezzetleri damaklarına yerleştiriyorlar ve Kivahan’ın müdavimi oluyorlar.
Salata ve mezeler de çeşitleri ile gözlere ve damaklara şenlik yaratıyor. Zahter salatası, Avrat Salatası, Muhammara, Kaya Koruğu, Yoğurtlu Dövme, Zeytin Piyazı, Babagannuş… Kiva’da salata ve mezeleri seçerek tabağınızı kendiniz hazırlayabiliyorsunuz.
Bizden söylemesi tatlı için de yer ayırın. Altın rengindeki Un Helvası, Çıtır Kabak Tatlısı, Ceviz Tatlısı denemenizi muhakkak ama muhakkak tavsiye ettiğimiz lezzetler.
Kivahan’da beğendiğiniz bazı tatları satın alabilirsiniz. Siyah Üzüm Reçeli, kekik Reçeli, Mürver Reçeli, Domates Reçeli, Tarhana, İncir Reçeli, Akdut Pekmezi, Madımak, Çalma Pekmezi, Tatlı Tarhana gibi doğal ürünler özel paketlerinde satılıyor.
Galata Kiva
Galata Kulesi Meydanı No; 4 Beyoğlu İstanbul
Tel: 0212 292 98 98
Hayatın tatlarının peşinden gidenlere ... özellikle bu yemekle ilgiliyse :)
Pakhuis
Bu hafta Belçika'ya uzandım ve sizin için birbirinden leziz yemekler tattım.
Brüksel, Gent ve Brugge, Belçika'nın üç büyük kentini üç gün içinde gezip, bir de üstüne ödüllü, bilinen restoranlarında yeni deneyimler yaşadım. Nasıl zor oldu bir bilseniz! :)
Türkçe yazilisi ile Bruksel ;) Belcikanin baskenti ve Avrupa liderlerininde toplandigi yer olarak politik kimligi ile öne cikiyor. Ancak bir gurme olarak beni en cok ilgilendiren kismi meshur işeyen çocuk figürü ve bununla ünlü cikolatasi.
Belcikanin genelinde cikolata dukkanlari en sık gorebileceginiz yerler. Bunun yaninda patatesleri ön plana cikiyor ama ben nasil öne çıktıgını anlayamadim. Uzun siralar bekleme zahmetinden sonra alabildiğiniz, sizin evde cok daha güzelini yapabileceğiniz siradan pomfrit...
Ancak deniz ürünleri çok çeşitli ve özellikle tam bir istiridye cenneti. Kruvasan ve ekmek çeşitliliğinin ise bence Fransa ile birlikte merkezi. Son yıllarda yaptiğimiz atakla, özellikle lezzet ve kurumsal firmalarin buna yaptiği yatırımla Türkiye bence liderliğe aday ama biraz daha bekleyelim :)
Brükselde patisserie, brasserie ve yunan donercisi derken yazilabilecek spesifik birsey bulamadim. Hatta bildik Türklerin satmiyor diye dönerimizi yunan adiyla satmasini düşünüp sinir bile oldum. Ancak Gent e gelince is degisti gittiğim bir restoran "Pakhuis"(michelin) son derece elit cikti. Ayrica birde meshur Belgo nun "Alabalik buğlamasi" ve "Geyik eti steak" i tadi damağima getirdi.
Pakhuis tam bir Dunya mutfagi ve eski bir fabrikadan bozma atmosferi ile bana Otto Santrali hatırlattı. Gent in tam merkezinde üç büyük kilisenin yanindaki mekan dar bir ara sokaktan umulmayacak bir atmosferle karşiliyor sizi. Hos bir ışıklandirma, geniş ve ferah bir mekan, sadece biraz gürültülü.
Menu de kendi çiftliklerinde yetişen özel bıldırcından tutun, Venedikte doğan meşhur carpaccio ya kadar geniş bir yelpaze sunuyor. Deniz kabuklulari ise az yerde görülen çeşitlilikte. Karides, yengeç, midyeler kıvamında pişmiş. Çok az sosla tadlarını maskelemeden ama dilin farkli yerlerini uyaracak kadar ince bir iş çıkarmışlar. Hatta sade su gibi görünen bir sosla bütün bir ekmeği banarak bitirebilirsiniz. Hayır yapmadım tabi ki :)
MSA da Profesyonel aşçılık eğitimi aldıktan ve Jamie Oliver restoraninda çaliştiktan sonra eskiden takildiğim bir çok şeye takilmadiğimi fark ettim. Halbuki eski yazilarimi okuyanlar dikkat etmiştir. Servise çok önem verirdim, tabi halen önemli ama şimdi lezzet biraz daha ön plana çıkıyor. Eskiden beğendim, beğenmedimler şimdi farkli tadlar ile hissetmelere hatta tekniklere dikkat ederek, yemeğin zorluğuna övgüye dönüyor. Daha acımasiz davranirken bugün chef leri çok daha iyi anlayabiliyorum. Tabi bu demek değil ki kötü işi yermiyeceğiz ...
Mesela "Harrys cafe, Carpaccio, Venice" diye ismiyle kullandiklari carpaccio ancak orada bulunmamislari kandira bilir.
Ayrica yine gezenlerin çok bildikleri turist kitapçıklarında gecen "Routard" yenilmesi tavsiye ödüllü :) lezzet fiyat optimumlu yerler vardır. Bunları gittiğim yerlerde kaçırmamaya çalışırım. Genelde küçük sevimli mekanlardir. Sizin için hem Brugge hem de Gentte yine buldum.
Brugge de Salad Folle ile Gentte Brooderie tavsiyelerimdir
Salad Folle nin saglikli makarnalari bir tat sıçramasi resmen herhalde yediğim en lezzetli makarnalardandı. İsim vermiyorum bence hepsi (denediklerimin hepsi başarılıydı). Bence makarna da gizli olan sır sostan geçiyor. Tamam bazen elde yapilan makarnanin hamurunun tadina doyulmuyor (Jamie Oliver Italian) ama sosun kıvamında olmasi, tek başina bile yenebilecek lezzette yapilmasi, bununla sunulan ürünlerle ayrişa bilmesi ama bütünlemesi damakta bayramlar yaratiyor. Bence işte tam burada başarılı olmuşlar. sadece aşçılıkta en üst makam sos üstadlığı değil mi!!
Brooderie de ise yandaki hamburger (goat cheese sevmeyenler dokunmasin, içinde surpriz var) sevimli patatesleri ile sebzeli kiş ağız şapırdatıyor ne yapayimmm

Son olarakta Gent in Avrupada en çok kale bulunduran şehri olduğunu ve bu kadar çok bira çeşidi varmıydı dedirtecek kadar ne içeceğinizi şaşırtan dukkanlari olduğunu eklemeliyim
Hafif sevenler için "Hoagaarden" ahududu ve beyaz ile biraz sert aromali ale sevenler içinse "Orval" iyi yerel seçimler olacaktır.