background image

Lezzet Dünyası Gezintisi...

9. Ekim 2011 13:46 // Tolga Eryoldaş // Lezzet  //     //   Yorumlar (0)

Hayatın tatlarının peşinden gidenlere ... özellikle bu yemekle ilgiliyse :)

Pakhuis

Bu hafta Belçika'ya uzandım ve sizin için birbirinden leziz yemekler tattım.

Brüksel, Gent ve Brugge, Belçika'nın üç büyük kentini üç gün içinde gezip, bir de üstüne ödüllü, bilinen restoranlarında yeni deneyimler yaşadım. Nasıl zor oldu bir bilseniz! :)

Türkçe yazilisi ile Bruksel ;) Belcikanin baskenti ve Avrupa liderlerininde toplandigi yer olarak politik kimligi ile öne cikiyor. Ancak bir gurme olarak beni en cok ilgilendiren kismi meshur işeyen çocuk figürü ve bununla ünlü cikolatasi.

Belcikanin genelinde cikolata dukkanlari en sık gorebileceginiz yerler. Bunun yaninda patatesleri ön plana cikiyor ama ben nasil öne çıktıgını anlayamadim. Uzun siralar bekleme zahmetinden sonra alabildiğiniz, sizin evde cok daha güzelini yapabileceğiniz siradan pomfrit...

Ancak deniz ürünleri çok çeşitli ve özellikle tam bir istiridye cenneti. Kruvasan ve ekmek çeşitliliğinin ise bence Fransa ile birlikte merkezi. Son yıllarda yaptiğimiz atakla, özellikle lezzet ve kurumsal firmalarin buna yaptiği yatırımla Türkiye bence liderliğe aday ama biraz daha bekleyelim :)

Brükselde patisserie, brasserie ve yunan donercisi derken yazilabilecek spesifik birsey bulamadim. Hatta bildik Türklerin satmiyor diye dönerimizi yunan adiyla satmasini düşünüp sinir bile oldum. Ancak Gent e gelince is degisti gittiğim bir restoran "Pakhuis"(michelin) son derece elit cikti. Ayrica birde meshur Belgo nun "Alabalik buğlamasi" ve "Geyik eti steak" i tadi damağima getirdi.

Pakhuis tam bir Dunya mutfagi ve eski bir fabrikadan bozma atmosferi ile bana Otto Santrali hatırlattı. Gent in tam merkezinde üç büyük kilisenin yanindaki mekan dar bir ara sokaktan umulmayacak bir atmosferle karşiliyor sizi. Hos bir ışıklandirma, geniş ve ferah bir mekan, sadece biraz gürültülü.

Menu de kendi çiftliklerinde yetişen özel bıldırcından tutun, Venedikte doğan meşhur carpaccio ya kadar geniş bir yelpaze sunuyor. Deniz kabuklulari ise az yerde görülen çeşitlilikte. Karides, yengeç, midyeler kıvamında pişmiş. Çok az sosla tadlarını maskelemeden ama dilin farkli yerlerini uyaracak kadar ince bir iş çıkarmışlar. Hatta sade su gibi görünen bir sosla bütün bir ekmeği banarak bitirebilirsiniz. Hayır yapmadım tabi ki :)

MSA da Profesyonel aşçılık eğitimi aldıktan ve Jamie Oliver restoraninda çaliştiktan sonra eskiden takildiğim bir çok şeye takilmadiğimi fark ettim. Halbuki eski yazilarimi okuyanlar dikkat etmiştir. Servise çok önem verirdim, tabi halen önemli ama şimdi lezzet biraz daha ön plana çıkıyor. Eskiden beğendim, beğenmedimler şimdi farkli tadlar ile hissetmelere hatta tekniklere dikkat ederek, yemeğin zorluğuna övgüye dönüyor. Daha acımasiz davranirken bugün chef leri çok daha iyi anlayabiliyorum. Tabi bu demek değil ki kötü işi yermiyeceğiz ...

Mesela "Harrys cafe, Carpaccio, Venice" diye ismiyle kullandiklari carpaccio ancak orada bulunmamislari kandira bilir.

Ayrica yine gezenlerin çok bildikleri turist kitapçıklarında gecen "Routard" yenilmesi tavsiye ödüllü :) lezzet fiyat optimumlu yerler vardır. Bunları gittiğim yerlerde kaçırmamaya çalışırım. Genelde küçük sevimli mekanlardir. Sizin için hem Brugge hem de Gentte yine buldum.

Brugge de Salad Folle ile Gentte Brooderie tavsiyelerimdir

Salad Folle nin saglikli makarnalari bir tat sıçramasi resmen herhalde yediğim en lezzetli makarnalardandı. İsim vermiyorum bence hepsi (denediklerimin hepsi başarılıydı). Bence makarna da gizli olan sır sostan geçiyor. Tamam bazen elde yapilan makarnanin hamurunun tadina doyulmuyor (Jamie Oliver Italian) ama sosun kıvamında olmasi, tek başina bile yenebilecek lezzette yapilmasi, bununla sunulan ürünlerle ayrişa bilmesi ama bütünlemesi damakta bayramlar yaratiyor. Bence işte tam burada başarılı olmuşlar. sadece aşçılıkta en üst makam sos üstadlığı değil mi!!

Brooderie de ise yandaki hamburger (goat cheese sevmeyenler dokunmasin, içinde surpriz var) sevimli patatesleri ile sebzeli kiş ağız şapırdatıyor ne yapayimmm

Son olarakta Gent in Avrupada en çok kale bulunduran şehri olduğunu ve bu kadar çok bira çeşidi varmıydı dedirtecek kadar ne içeceğinizi şaşırtan dukkanlari olduğunu eklemeliyim

Hafif sevenler için "Hoagaarden" ahududu ve beyaz ile biraz sert aromali ale sevenler içinse "Orval" iyi yerel seçimler olacaktır.